Antik Yunan Tiyatrosu

Antik Yunan Tiyatrosu’ndan Miras: Agon

Ayşe Aslıhan

Agon, Antik Yunan komedyasında düşünceleri birbirine karşıt olan iki oyun kişisinin tartışmaya girdiği bölümdür. Buna bir tür mücadele de denebilir. Yunan tragedyasında, savsöz ve karşı savsözün, öneri ve karşı önerinin, yanıt ve karşı yanıtın atışma biçimi içinde yer aldığı söz kapışma sahnesi.

Klasik Tiyatro

Bizdeki haline ise ozan atışmaları denebilir. Şehir şehir dolaşan aşıkların ellerindeki saz ile sözlere yansıyan atışmalarıdır. Açıklamayı daha da derinleştirecek olursak, Yeşilçam‘dan şu sahneyi kim hatırlamıyorum diyebilir?

https://youtu.be/I7WRr3faQ0s

 

ANTİK YUNAN TİYATROSU’NDA AGON

Bu atışmaların tarihsel ilk yapımı ise Antik Yunan Tiyatrolarıdır. Tiyatro sahnesinde iki kutup vardır. Konu kahramanı; diğer bir deyişle protagonist (baş aktör) ve onun sınavlanmasını sağlayan şahsî unsur veya unsurlar ki bunlara antagonist (rakip) denmektedir. Tragedya, iyi ve kötünün, siyah ve beyazın, eril ve dişilin beraberliğini gerektirir. Protagonist kötü olanı taşımakla yükümlüdür. Söz gelimi, iyi yüreklidir; ancak haksız bir hüküm giymek durumunda kalmıştır.

Özünde suçsuzdur, ancak iftiraya uğramıştır. Genelde antagonist ise katı ve kötü görünüşünün yanı sıra içinde şefkatli, zayıf, feminen ve iyi olan bir yön barındırır. Tragedyanın akışı içinde antagonist bu kusurundan bir bedel ödeyerek kurtulur, arınır. Protagonist ise kötü olandan azat olur. Aslında protagonist ve antagonist insanın içindeki arzî ve
semavî yönlerin bir kartezyenini anlatmaktadır: İyideki iyi, iyideki kötü, kötüdeki iyi ve kötüdeki kötü.

Antik Tiyatro

Oyun sırasında çeşitli sanatsal marifetlerle seyirci oyun karakterleriyle psikolojik bir bağ kurmaya başlar. Böylelikle illâ fiziksel olarak olmasa da psişik olarak oyuna katılır. Sahne seyircinin de katharsis olduğu bir kazan haline gelir. Bu nedenle, Antik Yunan’da tiyatronun sanatsal takdiri yükseltme gibi bir amacının yanı sıra toplumsal sağaltım ve sosyal öğrenme için de işlevleri bulunmaktadır. Öyle ki; antik dönemde tiyatrolara gelip izlemek bir vatandaşlık görevi sayılmıştır. Bilet fiyatı vasıfsız bir işçinin bir günlük kazancı kadardır. Bu bedeli ödeyemeyecek olanlar ise devletin bu amaç için ayırdığı özel fona başvurabilir ve biletlerini böylelikle temin edebilirlerdi.

Diğer Yazılar

Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanıyoruz. karmaturkiye.com'u kullanarak çerezlere izin vermiş olursunuz.

Tamam